Tüketiciler, et tüketme deneyimini çağrıştıran tat, doku, aroma ve o özel “ısırma hissi”ne sahip bitki bazlı et, balık ve deniz ürünleri alternatiflerini arzuluyor. Ancak bu deneyimi sunmak, en yüksek kalitede bileşenler olmadan mümkün değil.
Fleksitaryen tüketiciler, daha sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme hedefiyle yeni bitki bazlı ürünleri deniyor. Ancak bu grup, tat ve doku beklentileri karşılanmadığında üründen kolayca vazgeçebiliyor. Yani sürdürülebilirlik ve besin değeri onlar için önemli olsa da, lezzet ve keyiften ödün vermek istemiyorlar.
Bu da demek oluyor ki, bitki bazlı et, balık ve deniz ürünleri alternatiflerinin; lezzet, sağlık ve sürdürülebilirlik gibi tüm alanlarda güçlü bir performans sergilemesi gerekiyor.